Thursday, November 28, 2013

tüm paramı kaybettiğimde kendimi kıbrıs'ta bir rulet masasında politikacıların onuru için sattım

Kaybedilenler uzaklaşır, takip edersin, giderler, belki sonsuza dek, belki değil, ama senin için çok uzun her şekilde, amaçsız yaşamı seçmek varken kendini harcadığını hatırlarsın, içinden küfredersin, yüzüne rüzgar sikimsonik bir plastik torba çarpar, plastik, kirli plastik, iskele, nüfus yoğunluğunu kaldıramamış parçalanmış doldurulmuş kendi içinde kaybolmuş şehrin umutsuz kareleri, yolun sol tarafındaki otobüs durağı, reklam, reklamlar, reklam, yeniden beraberiz, kaybedilenler diyorduk, kaybettik işte, senin hatan mıydı, hayır, hayır amına koyayım eminim buna, ne alakası var, evet, zaman, zamansız, kaybedilenler, onların suçuydu, onlar yaptı, geriye bakınca hissizim, kangren parmak gibi sikimde değil nereden geldiğim ne olduğum nereye gideceğim, kaybettim, korkmuyorum, kaybedilenler, artık yoklar.

Artık yoklar. 

Saturday, November 23, 2013

metrodaki şişman ergen'e metroda yazılmış bir şiir

Obey şapkası takarsın
Melül melül bakarsın
Bunu niye yaparsın
Metrodaki şişman ergen

Kapıya dayanacak kadar aptal mısın
Onu giyecek kadar battal mısın
Paralel evrene bir portal mısın
Metrodaki şişman ergen

Obey şapkası delik delik
Onun hayatı serserilik
Kütlesiyle bir karadelik
Metrodaki şişman ergen

Wednesday, November 13, 2013

öeh



yoruldum lan

yeter

sevmeyin

durun

sevişmeyin

yeter

yoruldum

saat geç olmuş hafiften

hadi yatın

sevmeyin ama