Saturday, October 25, 2014

en sevdiklerimizin içten içe kafatasçı bir mhp'li olduğunu hepimiz biliyoruz

foday sankoh ve freetown'da kesilmiş yüzbinlerce çocuğun elleri
insanlar iyi değil
insanlar iyi değil
insanlar iyi değil
insanlar iyi değil
insanlar iyi değil
insanlar iyi değil
insanlar iyi değil

gözlerinizden kanayarak öldüğünüz günleri görmek dileğiyle

bence ötenazi sağlıklı çünkü içinde nazi var

hava soğuk
yeşil, aydınlık ve soğuk

hava hiç kan dökülmemişçesine soğuk
hiçbir ırk katledilmemiş gibi
yalancılar ve bizi mahvedenler yok
ve yalancılar ve bizi mahvedenler olmadan hava soğuk

maviden yeşile, yeşilden maviye, maviden griye
hava tecavüze uğramamış altı aylık bebekler gibi soğuk
griden griye, siyahtan griye
hava hiçbir çocuk asla ölmemişçesine soğuk

"siyahlı adamın elini kaldırmadığı bir soğuk"
gücünde boğulanların elini kaldıramadığı bir soğuk

direnen nehirler bile aşarken siyahı ve griyi
griyi ve siyahı, yeşili ve maviyi
bir seferliğine gülümseyerek üşüyebilmeli

Friday, October 10, 2014

yaşasın mermer büstlerin kardeşliği

müziğin parçaladığı ve parçalandığı akşamlardan bir başkası
dünyanın tüm vaporwave'leri, birleşin
halıda bira, boş asansör
paramız yok ama pembe romalıyız

yüzde yetmiş beş yavaşlayarak izleyelim dünyayı
yüzde yetmiş beş yavaşlatarak izleyelim dünyayı

Monday, September 29, 2014

kalbimizde ayrı yer taşıyan naziler ve katiller için bir dakika saygı duruşu

hayır evet hayır
şu an değiş, bugün değil, belkiler hiç
denizde salınan plastik bir yalnız
koltukta sızmış vücuduna vuran mavi televizyon ışığı

geri dönmek zor
hem de çok
hem de hiç
geri dönmek giden vapurlar kadar zor
hafif şekilsiz bardağın dibini görmek kadar

bu çocukların disipline ihtiyacı var
kızıl saçlarının ve uçmayan kuşların disipline ihtiyacı var
korkusuz ve aç susuz akşamlar olabilsin diye

siktir git bırak peşimi disiplin
daha yapacak hiçbir işim var

Friday, August 29, 2014

her zaman bir kaybeden olacaksın

şu an değil en azından
dün yapalım
hem kafam daha rahat olur

geçen haftaya bırakmamak lazım
gelecekten dersimizi almamışken

Friday, August 8, 2014

ışıklar içinde yatan bir adet varoluşçu sessiz

üstü toprakla kaplı uyandı x
ışık, dedi
ışık oldu.
ışık yandı.

tanrı olup olmadığını sorguladı.
değildi.
ışık tekrar söndü.
tık.

kafasını kaldırıp etrafına bakınınca gördü.
bir,
on,
on beş kişiyi.

sönük ışıkta nasıl görüyor diyeceksiniz,
siz de haklısınız.
ama o değil.
x haklı değil, asla.

elbet şu orospu çocuğunun ne yaptığını bilmiyorsunuz.
bu adam bir
on, on beş
bir milyonu öldürdü.

öldürdü anneleri
çocukları
çocuk gelinlerin doğmamış çocuklarını.
hiçbir şey düşünmeden.

"bizden değil"di onlar
alçaklardı
bizim de hiçbir şey olmadığımızı sorgulamadık asla
yok ettik.

hepimiz o adam olduk
o adam hepimiz
x katletti doğmamış çocukları
biz değil.

televizyona koşulsuz inanmıştık lan.
tek doğruya çapraz duramazdık,
düzeldik.
biz de dayanamadık, katlettik.

utanmadık.
utanamadık.
senin suçun.
katlettik.

açın ışığı tekrar ki görsün yüzümüzü
öldürürken bakmaktan kaçındığı gözlere baksın teker teker
ve şimdi soruyorum sana x
kristal sarayını tahta baltalar yıkmışken, ne tutacak seni ayakta?

Sunday, March 30, 2014

dolanıklık

Bir çocuğun güneş çizimi kadar basit olan hayatıma,
Tam şu anda dur diyorum.
Terk ediyorum bu betondan tapınağı,
Hiçbir şeyin anılarıyla dolu bu akşamdan bu defa kaçıyorum.

Belki güneye yerleşiriz,
Bir tekne alırız, Fethiye, Marmaris.
Ben balık tutarım, sen kızartırsın demirden siyah bir ızgaranın üstünde.
Güleriz geçmişteki hatalarımıza çırpınan denizi izlerken.

Esmer tenli kovboy şapkalı başka yaşlılarla arkadaş olurum ben
Mavi yeşil denizin yanında önemsiz sorunlarımızı konuşuruz
En büyük sıkıntı tutulamamış bir orfoz,
En büyük mutluluk orada olmak tam o anda.

Ben durdum.

Gerçek, tahta bir sandalyeye oturup gülmeye başladı
Beraber güldük, iyi güldük hem de
Sadece "Hayır." dedi Gerçek ve gitti,
Gözlerimi açtım tekrar bu akşama.

Belki bir ay daha burada kalırız,
Yetiştirmem gereken bir rapor vardı
Gülmek zorunda kalacağım komik olmayan espriler,
Sabah toplantıları, sinerji, verimlilik, gerçekler.

Bir ay sonra belki güneye yerleşiriz,
Bir ay sonra alırız teknemizi,
Bir ay daha kaçmayız şu aslında çok da kötü olmayan tapınaktan,
Bir ay daha bakarız şu koltukların zaten baktığı televizyona.

Biz duramadık.

Yeşil kağıtlar ve soğuk kahvelerin imparatorluğunda bir kez daha oturduk karşı karşıya
Birbirimize bakıp gülmeye çalıştık, başaramadık.
Çünkü biz asla kaçmadık şu aslında çok da kötü olmayan tapınaktan,
Ve biz hep baktık şu koltukların zaten baktığı televizyona.