Sunday, March 30, 2014

dolanıklık

Bir çocuğun güneş çizimi kadar basit olan hayatıma,
Tam şu anda dur diyorum.
Terk ediyorum bu betondan tapınağı,
Hiçbir şeyin anılarıyla dolu bu akşamdan bu defa kaçıyorum.

Belki güneye yerleşiriz,
Bir tekne alırız, Fethiye, Marmaris.
Ben balık tutarım, sen kızartırsın demirden siyah bir ızgaranın üstünde.
Güleriz geçmişteki hatalarımıza çırpınan denizi izlerken.

Esmer tenli kovboy şapkalı başka yaşlılarla arkadaş olurum ben
Mavi yeşil denizin yanında önemsiz sorunlarımızı konuşuruz
En büyük sıkıntı tutulamamış bir orfoz,
En büyük mutluluk orada olmak tam o anda.

Ben durdum.

Gerçek, tahta bir sandalyeye oturup gülmeye başladı
Beraber güldük, iyi güldük hem de
Sadece "Hayır." dedi Gerçek ve gitti,
Gözlerimi açtım tekrar bu akşama.

Belki bir ay daha burada kalırız,
Yetiştirmem gereken bir rapor vardı
Gülmek zorunda kalacağım komik olmayan espriler,
Sabah toplantıları, sinerji, verimlilik, gerçekler.

Bir ay sonra belki güneye yerleşiriz,
Bir ay sonra alırız teknemizi,
Bir ay daha kaçmayız şu aslında çok da kötü olmayan tapınaktan,
Bir ay daha bakarız şu koltukların zaten baktığı televizyona.

Biz duramadık.

Yeşil kağıtlar ve soğuk kahvelerin imparatorluğunda bir kez daha oturduk karşı karşıya
Birbirimize bakıp gülmeye çalıştık, başaramadık.
Çünkü biz asla kaçmadık şu aslında çok da kötü olmayan tapınaktan,
Ve biz hep baktık şu koltukların zaten baktığı televizyona.