Sunday, December 15, 2013

tüm bu metropolün metropollerin altıncı en büyük gereksizi

Kimsin lan sen?
Neslinin en pasif piçlerinden biri olmayla gelen
Kapıyı açınca odayı kirleten bu anlamsız hüzün
Ve bu hüzün ile çökmüş parçalanmış yüzün

Kim olduğunu sanıyorsun?
Güçsüz yumruklarınla parçaladığın cam kırıklarının ortasında dururken
Portatif hayal kırıklıkları arasında kalmış bu pezevengi
Onu da alacak bir gün dökülen kanın kırmızı rengi

Var olmayanlara inanmaya devam mı edeceksin?
Olmayan bir otoritenin sahibi gri sakallı adam
Gelecek aynıyken sarıldığın bir tanrı
Gecenin düşüncelerini gündüze taşıyan paranoyak bir sanrı

Var olmaya inanmaya devam mı edeceksin?
Cumartesi sonrasının sarhoş rüyaları ve duvarları aydınlatan mavi televizyon ışığı
Bize güven, güven bize
Unut bildiklerini, güven bize

Thursday, November 28, 2013

tüm paramı kaybettiğimde kendimi kıbrıs'ta bir rulet masasında politikacıların onuru için sattım

Kaybedilenler uzaklaşır, takip edersin, giderler, belki sonsuza dek, belki değil, ama senin için çok uzun her şekilde, amaçsız yaşamı seçmek varken kendini harcadığını hatırlarsın, içinden küfredersin, yüzüne rüzgar sikimsonik bir plastik torba çarpar, plastik, kirli plastik, iskele, nüfus yoğunluğunu kaldıramamış parçalanmış doldurulmuş kendi içinde kaybolmuş şehrin umutsuz kareleri, yolun sol tarafındaki otobüs durağı, reklam, reklamlar, reklam, yeniden beraberiz, kaybedilenler diyorduk, kaybettik işte, senin hatan mıydı, hayır, hayır amına koyayım eminim buna, ne alakası var, evet, zaman, zamansız, kaybedilenler, onların suçuydu, onlar yaptı, geriye bakınca hissizim, kangren parmak gibi sikimde değil nereden geldiğim ne olduğum nereye gideceğim, kaybettim, korkmuyorum, kaybedilenler, artık yoklar.

Artık yoklar. 

Saturday, November 23, 2013

metrodaki şişman ergen'e metroda yazılmış bir şiir

Obey şapkası takarsın
Melül melül bakarsın
Bunu niye yaparsın
Metrodaki şişman ergen

Kapıya dayanacak kadar aptal mısın
Onu giyecek kadar battal mısın
Paralel evrene bir portal mısın
Metrodaki şişman ergen

Obey şapkası delik delik
Onun hayatı serserilik
Kütlesiyle bir karadelik
Metrodaki şişman ergen

Wednesday, November 13, 2013

öeh



yoruldum lan

yeter

sevmeyin

durun

sevişmeyin

yeter

yoruldum

saat geç olmuş hafiften

hadi yatın

sevmeyin ama

Saturday, October 5, 2013

Monday, September 30, 2013

Alterna-Progresif Kısa Hikayeler vol 1

Sadece o gece icin alınmış ucuz makarna pişmeye devam etti. Ben yemeği izledim, o beni izledi, o gülümsedi. Yemek yapmayı bilmiyordu, ama gülümsemeyi çok iyi biliyordu. 

Saturday, September 28, 2013

değişim

Değişim olmak zorunda. Değişemeyenler dünyanın en tepesinde de olsa bir yerde kaybediyorlar.

"at one time, you've got it, and then you lose it, and it's gone forever."
-Sick Boy's Unifying Theory of Life

Sonsuza dek hüküm süreceğini sananlar kendilerinden büyük bir gücün varlığını anlayana kadar değişememişlerdi, ve kaybettiler. Dinozorlar, Backstreet Boys, Myspace, İspanyol paça giyenler. Sonsuza dek burada olacaklarını düşünüyorlardı. Burada degiller.


Karakterini değiştirmemiş olmakla gurur duyan her insan kimse onları duyamazken bağıra bağıra kaybetmeye mahkum.

ruhun neye benziyor ve neden 2012'de şiir yazamıyorsun

Hüzünlü duygularımın yerini arayış alır
Sonra geri dönerler her sonuçsuz arayış ile birer birer
Yalnız derilerin altında parazit gibi kıvrılırlar
Kaşınırlar, acıtırlar, kendilerini unutturmazlar
Her parazit yaşanamamış bir anıdır
Hissedilmemiş bir duygu
Unutulmuş bir gece
Ve rüyalardan korkarak geçen geceler içeri girer kapıyı çalmadan
Her yanlıştan korkarım
Her adımım bir işkencem olur
Omuzlarımın üstünden korkmuş gözlerim görünür bazen
Ve bir gün gelir
Rüyalar hala korkunçtur
Parazitler hala oradadır
O hala orada değildir
Ama hepsi kaybolur
Başından beri yokmuş gibi
Parazitler insani deli olduğuna inandırır
Korkulan rüyalardan kaçmış bir illüzyon
Televizyon filmlerindeki dandik bir flashback sahnesi
Her gülen insan sana gülmeye başlar
Loş bir sokak lambasina saklanmış bir kamera
Dolaşan, izleyen fareler

Yalnız olmadığını sanmak ister bu umutsuz vaka
Yalanlara sarılırım
Yalanlar doktor pençe gibi kahkaha atarak bırakır beni yüzmeyi bilmediğim dalgaların ortasına
Karanlık temelli çöker
Ama dalgalarda yitip gitmeme kimse izin vermez
Belki bir gün bir yerde biri uyanır
Göz göze bile gelmediğim bir insan
Umutsuz vakayı hatırlayıp hüzünlenir
Umutsuz vakamı
Kapı açılır
Beyaz bir önlük içeri girer
Yarına kadar biter
Çünkü parazitler de uyur